Tez-Koop-İş gençemek Sayı: 10

Filmler ve Tablolar

11:00 01.07.2021

Bu yazımda size tablolardan esinlenerek, filmlerindeki bir sahnede o tabloya gönderme yapılan filmlerden örnekler vereceğim. Bu konuda verilecek birçok örnek olmasına rağmen ben en bilinen 3 ressamı ve tablolarını seçtim:  Edward Hopper (1882-1967),  Vincent Van Gogh (1853-1890) ve Sir John Everett Millais  (1829-1896)

Bunlardan ilki Amerikalı ressam Edward Hopper. Hooper’ın tabloları 1900’lerin başlarından 1960’lara kadar uzanan dönemde sokak görüntülerinden ve kentin uzak mekanlarından duygusal olarak yan yana ama boşlukta olan ve birbirinden kopuk insanları ve mekanları tuvaline taşır.  Şu sözü bütün tabloların özetidir:  “ O anın Amerika’sını değil, kendimi resmettim”.

Edward Hopper kendi ruh halini resimlerine yansıtırdı. İçinde bulunduğu toplumun onun kendini yalnız hissetmesine yol açtığını düşünüyorum. Tabi ki sırf kendisi yalnız değildi. Çevresinde kendi gibi olan birçok insan vardı. O da bunu tuvaline son derece başaralı bir şekilde aktarmıştır. O yüzden Hopper’in tabloları bana hep melankolik bir hava verir.

Alfred Hitchcock’un (1899-1980), çoğu filmini izledim. Hepsi birbirinden harika filmler. Çoğu filminde film bitti sanırsınız ama bitmez ve sonuyla sizi şaşırtır. Zaten şaşırtmasa Hitchcock olmazdı. Hitchcock’un 1960 yılı yapımı filmi “Psycho” (Sapık) filmini izlerken bir şey dikkatimi çekmişti. Filmde otoyol üzerinde ki motelin sahibi ve aynı zamanda sapık olan Norman Bates’in evi ile Edward Hopper’ın  tablosu  “House by the Railroad” (Tren yolunda ki ev) ile çok benzediğini fark ettim. Edward Hopper’ın resmettiği ev tren yolu  kenarında, Hitchcock’un filmindeki evi  ise otoyol kenarında… Aynı dönemde yaşamış bu iki ustadan Hicthcock’un Edward Hopper’dan çok etkilendiği aşikar.

Edward Hopper’ın 1942 yılında yaptığı Nighthawks (Gecekuşları) tablosu ise, gece geç bir saatte Amerikan tarzı ufak bir restoranda oturan insanları betimler. Tablo, sadece Hopper'ın en ünlü çalışması değil, aynı zamanda Amerikan sanatının en bilinen eserlerinden biridir. Şu anda  Art Institute of Chicago (Şikago Sanat Enstitüsü) koleksiyonunun bir parçasıdır. Bu tablo 1981 yapımı Herbert Ross’un yönettiği “Cennet Parası” filmindeki bir sahnede kullanılmıştır. Bu filmde bir müzik satıcısı olan Arthur Parker'ın hem evinde hem de müzik piyasada yaşadığı sorunlarla birlikte değişen hayatı anlatılıyor.  

Resim 1 Gece Kuşları tablosu (1942)

Resim 2 Cennet Parası filmi (1981)

 

Vincent Van Gogh’un Kargalar ve Buğday Tarlası tablosu

Akira Kurosava (1910-1998) Düşler (1990) filmi

Hayatı birçok filme konu olmuş ve dünyanın büyük kısmını resimleri ile etkileyen Van Gogh bu listede olmazsa olmazdı. Hollandalı ressam her ne kadar yaşadığı dönemde değeri bilinmese de öldükten sonra büyük ün kazanmıştır. Yaşamı boyunca 2000 den fazla tablo ve çizim üretmiş, hayatı çok çalkantılı ve acı içinde geçmiştir. Ruhen çökmüş akıl hastanesinde tedavi görmüştür. Yine tedavi gördüğü hastaneden buğday tarlasına resim yapmak için ayrılmış ve orada kendini karnından vurmuştur. Buğday Tarlasında kendini vurmadan önce yaptığı son tablo “Kargalar ve Buğday Tarlası” tablosudur. 

Akira Kurosava: Japonya’nın en ünlü yönetmeni. 88 yıllık yaşamına  “Yedi Samuray”, “Ran” , “Raşomon”, “Dersu Uzala” ve “Ağustosta Rapsodi” gibi birbirinden harika başyapıt niteliğinde birçok film sığdıran Kurosava da tablolardan esinlenen bir yönetmen olmuştur. Van Gogh’un “Kargalar ve Buğday Tarlas”ı tablosu 1990 yılında çektiği “Düşler” filmine konu olmuştur.  Akira Kurosava’nın filmi kendisinin görmüş olduğu 8 ayrı rüyayı 8 ayrı hikaye şeklinde anlatır. Bunlar:

1. Rüya: Yağmur ve Güneş   

2. Rüya: Şeftali Bahçesi  

3. Rüya: Kar Fırtınası

4. Rüya: Tünel

5. Rüya: Kargalar

6. Rüya: Kırmızı Fuji Dağı

7. Rüya: Ağlayan Şeytan  

8. Rüya: Su Değirmenleri Köyü’dür     

Van Gogh ile olan bölüm filmin 5. Hikayesi veya rüyasıdır. Van Gogh’un resim sergisinde, bir resim öğrencisinin kendisini, O’nun resminin içinde bulması ile başlar. Filmin sahneleri Van Gogh resimlerinden oluşur. Rüyada resim öğrencisi Van Gogh’u aramaktadır. Ve sonunda onu resim yaparken bulur. İlginç bir dip notta eklemek gerekir. Bu filmde Van Gogh’u ünlü yönetmen Martin Scorsese canlandırmıştır.