Tez-Koop-İş Gençemek Sayı : 1

“Taşerona kadro” üzerine bir değerlendirme: Taşeron işçisine kadro verildi mi? - Esra Keskin

00:00 19.05.2018

24 Aralık 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 696 sayılı KHK ile bazı kamu kurum ve kuruluşlarında taşeronda çalışan işçilerin, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. Maddesinin (d) fıkrasında tanımlanan kadrolu kamu işçisi olma süreçleri düzenlendi. Yapılan düzenleme, sürecin her aşamasında tartışmalara yol açtı. Kadroya geçiş sürecinde yaşanan fikir ayrılıkları, 696 sayılı KHK’nin yetkili kıldığı kurumlarca (Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığı) zamanında ve yeterli bilgilendirmelerin yapılmaması, çeşitli sorunlara yol açtı. Bu yazıda sürecin tüm aşamalarında yaşanan sorunlar derlenerek, verilen kadronun niteliği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Süreç, işçilerin bağlı bulundukları idarelere 2 Ocak-11 Ocak tarihleri arasında başvuru yapmasıyla başladı. Sürecin ilk aşamasından başlayarak sürecin sonunda dahi devam eden anlaşmazlıklar açıklamalarla, sendikaların yaptığı toplantılarla netleştirilmesine çalışılsa da bazı konular hâlâ netleştirilebilmiş değil. Sürecin ilk aşaması olan kadroya geçiş talepleri için konfederasyonların çağrı merkezleri kurarak işçilerin sorularını cevaplamaya çalışması, yapılan düzenlemenin güvenilirlikten uzak bir düzenleme olduğunun en önemli kanıtı niteliğindedir.

Kadroya geçiş tarihine kadar, ihaleleri yapılmış ve başlamış olup 1 Nisan 2018 tarihine kadar devam eden işçiler, mevcut ihalelerinde mevcut taşeron şirketlerin işçileri olarak çalışmaya devam etti. İhale süreci devam eden ihaleler ile tamamlanan ancak 24 Aralık 2017 tarihi itibariyle henüz başlamamış olan ihaleler en geç 1 Nisan 2018 tarihine kadar uzatılmış sayıldı ve işçiler mevcut taşeronda çalışmayı sürdürdü. Ancak mevcut şirket ile sözleşmeye devam edilememesi halinde doğrudan temin yöntemine başvuruldu. Bu noktada kafa karıştıran konu ise 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 36. Maddesinin 2. Fıkrasında yazılı bulunan “Sona eren toplu iş sözleşmesinin iş sözleşmesine ilişkin hükümleri yenisi yürürlüğe girinceye kadar iş sözleşmesi hükmü olarak devam eder.” hükmü gereği sona eren toplu iş sözleşmelerinin bireysel iş sözleşmelerine ilişkin hükümlerinin 3 aylık sürede uygulanıp uygulanmayacağıydı. Konu ile ilgili sorunlar 30 Mart 2018 tarihli yönetmelik değişikliği ile ortadan kaldırılmış görünse de, değiştirilen yönetmelik hükmüne göre farkları kimin hesaplayacağı, ihalesi biten şirketlere nasıl ulaşılacağı, ödemeleri kimin yapacağı soruları hâlâ cevaplandırılabilmiş değil.

Sürecin ilk aşamasında ortaya çıkan sorunlar ve belirsizlikler dışında KHK’nin aradığı şartlar, KHK’nin yazımı ile ilgili sorunlar da sürecin her aşamasında karşımıza çıktı. Özellikle 696 sayılı KHK’nın 127. Maddesinde kapsama alınan merkezi idareler belirtilerek bu idarelerde çalışan taşeron işçilerden istenen şartlar kadroya geçecek işçilerin kapsamını daraltarak sürecin her aşamasında işçilerin sistemli olarak elenmesini içeriyordu.

Kadroya alınacak işçilerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndaki bazı özellikleri de taşıması gerekiyordu. 696 KHK’de getirilen şartlardan biri de güvenlik soruşturulması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmaktı. Ancak 1 Ocak 2018 tarihinde çıkarılan tebliğde sadece arşiv araştırması yapılması şartı getirildi. Aslında kamu işçisi olarak istihdam için güvenlik soruşturması ve/veya arşiv taraması şartı aranmıyordu, ancak KHK ile bu şart da getirilmiş oldu. İşKanununun 30. Maddesi gereği engelli ve eski hükümlü olarak çalışan taşeron işçiler de bu şartlar sebebiyle tedirginlik yaşadı. Konu ile ilgili sendikalar, eski hükümlülerin kadroya alınmamasının topluma kazandırılmış vatandaşların tekrar suça itilmesi anlamına geldiği, bu yanlıştan dönülmesi gerektiğini vurgulayan açıklamalar yaptı. Neticede sendikaların çağrısı sonuç verdi ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı “3 Nisan’dan itibaren terör, cinsel saldırı, çocuk istismarı gibi suçlar dışında eski hükümlülerin de kadroya geçişini gerçekleştireceğiz.” açıklamasında bulundu. 31 Mart 2018 tarihinde çıkarılan yönetmelik eski hükümlüler açısından konuyu çözüyor görünse de bu işçilerin kadroya alınması idarelerin insiyatifinde kalmış oldu.

Taşeronda çalışıp kadro için geçerli koşulları taşıyan işçiler 2 Ocak ile 12 Ocak tarihleri içerisinde başvuruda bulundu. Başvurular idarelere yapıldı idareler başvuruları tespit komisyonlarına iletti. Tespit komisyonları, yapılan ön inceleme ve esas inceleme sonucunda sınavlara girmeye hak kazanan işçileri internet sitelerinde (ya da kurumun belirleyeceği şekilde) ilan etti. Başvuru sahiplerine ayrıca bir tebligat yapılmadı. Kurumun kararlarına yapılan itirazlar, merkezi idarelerde tespit komisyonları; yerel idarelerde ise itiraz komisyonları inceledi. İtirazdan sonra verilen kararlar ise sınava girecek işçilerin listesini kesinleştirdi.Tebliğe göre tespit komisyonları kesin olarak karar verecek olsa da bu kararları daha sonra yargıya taşımak da olanaklı. İtirazları reddedilen işçilerin, Anayasa’nın 125. maddesinde “İdarenin her türlü işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” hükmü gereği, dava açabileceği düşüncesindeyiz.

1 Ocak 2018 tarihli tebliğe göre sınav; yalnızca yazılı, yalnızca sözlü, yalnızca uygulamalı, yazılı ve sözlü, sözlü ve uygulamalı şekillerde yapılabilecekti. Aslında KHK’nin ilgili maddesine göre sözlü ve uygulamalı sınavın birlikte yapılması olanaklı değildi; ancak tebliğ ile bu durum KHK’ye aykırı biçimde değiştirilmiş oldu. Sınavların yer, gün ve saati idarenin internet sayfasında ilan edildi, ayrıca tebligat yapılmadı.

Bakanlık açıklamalarında sınavın kamuya atanma gereği olduğu, eleme amaçlı kullanılmayacağı vurgulansa da, gerek sınav soruları gerekse sınavsonuçları, çoğu taşeron işçisi için hayal kırıklığı oldu. Her ne kadar sınav soruları çalışanların iştigal ettiği konulardan seçilecek, bu konularla ilgili işçilerin yürütmekle yükümlü oldukları vazifelerdeki yetkinliklerini ölçmeye yönelik ve eğitim düzeylerine uygun sınav soruları hazırlanacak dense de uygulamada çarpıcı örneklerle karşılaşıldı. “Cumhurbaşkanının kaç torunu var?” “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinin karakterlerini sayınız.” “Cumhurbaşkanımız nerelidir?” “Konya Müftüsünün adı nedir?” “İsminde kaç harf var?” “Afrin Harekatının komutanı kimdir?” “15 Temmuz 2016 zaferi ne zaferidir?” gibi sorular, örneklerden sadece bazıları. Bu soruların basında geniş yer bulması sebebiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu konu ile ilgili “Sınavda sadece yapılan işle ilgili soru sorulacak, böyle bir durum varsa işçiler itiraz etsinler biz onların yanındayız.” açıklamasında bulundu.

Sınavda başarılı olma kriterleri ise oldukça düşündürücüydü. Yazılı sınav, sınav kurulu tarafından 100 puan üzerinden değerlendirildi ve başarılı sayılmak için sınavdan en az 50 puan almak gerekliydi. Ancak sözlü ve uygulamalı sınavlara ilişkin bir başarı kriteri belirlenmediği için işçiler sınav kurulu tarafından “başarılı” ya da “başarısız” olarak değerlendirildi. İşçiler yazılı sınavdan 50 ve üzerinde puan almış olsalar dahi sözlü ya da uygulamalı sınavda başarılı sayılmazlarsa kadroya geçirilmediler. Sınavda başarılı ya da başarısız olanlar kurumun resmi internet sayfasında ilan edildi, ayrıca tebligat yapılmadı. Tebliğin 15. Maddesine göre başarısız olanlar, gerekçesiyle birlikte yazılı itirazda bulunup sınav kurulları tarafından değerlendirilip karalarını tekrar yazılı olarak tebliğ ettiler. İtiraz üzerine verilen kararlar kesinleşti. Yani işçinin sınav sonucuna ilişkin itirazını işçiyi başarısız sayan sınav kurulları, hiçbir gerekçe göstermeksizin karara bağladı. Bu aşamada da mağduriyetler devam etti.

Kesin sınav sonuçlarının açıklanmasının ardından süreçte sona gelindi. Peki bundan sonra ne olacak? Tebliğde kadroya geçiş tarihi (1 Nisan Pazar gününe denk geldiği için) 2 Nisan olarak belirlendi. 2 Nisan itibariyle kamuda taşeron işçisi olarak çalışan binlerce işçi 4-d statüsüne sürekli işçi olarak, yılın belli dönemlerinde taşeronda çalıştırılan işçiler 4-d statüsüne geçici işçi olarak geçirildi. Belediyelerde taşeron işçi olarak çalışan yaklaşık 450 bin işçi ise sürekli işçi kadrolarınadeğil, 375 sayılı KHK’ye ek 20. Maddeye göre kurulan şirketlerin (Belediye İktisadi Teşekkülleri – BİT) işçisi oldu. Kadroya geçiş sürecini başarıyla tamamlayan adaylar için hangi işkolundan bildirilecekleri, dolayısıyla hangi toplu iş sözleşmesinden ne şekilde yararlanacakları ile kadroya geçiş için gerekli şartları sağlamayan işçilerin (ihaleleri personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı olmayan, arşiv araştırması sonucu sakıncalı bulunan, sınavda başarısız olan işçiler) durumlarının ne olacağı epey tartışılacak gibi duruyor.

Kadroya geçen işçiler mevcut kadrolu kamu işçileri ile eşit mi?

Kadroya geçen işçiler için mevcut kadrolu kamu işçileri ile mutlak bir eşitlikten bahsetmek mümkün değil. Kadroya geçirilen taşeron işçiler mevcut hak ve ücretleriyle kadroya geçirildi. Mevzuat gereği bu işçiler mevcut haklarının dışında kamuda çalışan diğer kadrolu işçiler gibi 52 günlük ücretleri tutarında ilave tediye alacak. Bunun dışındaki ücret vb. parasal konularda mevcut kadrolu işçilerle aralarındaki fark kapanmamış oldu. Kadroya geçirilen işçilerden, taşeron şirketin işkolu idare ile aynı olan ve idareden farklı olan işçilerin durumları farklı olacak. Ancak her iki durum için de Yüksek Hakem Kurulu tarafından merkezi yönetimlerde karara bağlanan (yerel yönetim işçileri için yerel yönetimlerde karara bağlanan), süresi en son sona erecek alt işveren toplu iş sözleşmesi bitene kadar bu sözleşmenin getirdiği haklardan bütün işçiler için (sözleşme kapsamında olsun olmasın) geçerli olacak. Bu sözleşme bitene kadar kadroya geçen işçilerin ücretleri kadrolu işçilerin ücretlerinden yüksek olamayacak.

Taşeron şirketin bulunduğu işkolu ile idarenin işkolu aynıysa işçiler idarenin girdiği işkolu üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilecek. Böylece bu işçiler, süresi en son bitecek alt işveren toplu iş sözleşmesinin süresi sona erdiğinde, kadrolu işçilerin toplu iş sözleşmesinden yararlanma imkânına sahip olacak.

Taşeron şirketin işkolu ile idarenin işkolu birbirinden farklıysa, kadroya geçirilen işçiler, taşeron işyerinin işkolunda yeni tescil edilecek işyerinden SGK’ya bildirilecek. Yani kadroya geçirilen işçiler, mevcut kadrolu işçilerin yer aldığı mevcut işyeri ve işkolu üzerinden bildirilmeyecek. Bu noktada iki farklı görüş ortaya çıkmaktadır. İlki, bu işçiler süresi en son bitecek alt işveren sözleşmesinin süresi sona ermesi durumunda dahi mevcut kadrolu işçilerin toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacak görüşüdür. Diğeri ise 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 4. Maddesinde yazılı bulunan “Bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işler de, asıl işin girdiği işkolundan sayılır” hükmü gereği bu işçilerin süresi en son bitecek alt işveren sözleşmesinin süresi sona erdikten sonra mevcut kadrolu işçilerin toplu iş sözleşmesinden yararlanacağıdır. Sendikaların örgütlenme süreçlerini tüm hızıyla devam ettirdiği bu dönemde, konunun bir an önce açıklığa kavuşturulması son derece önemlidir.

KHK’de kadroya geçemeyen işçilerin durumlarının ne olacağına yönelik bir düzenlemeye yer verilmedi. Ancak kadroya geçemeyen işçilerle ilgili 2 farklı durum
söz konusu olabilecek.

1) KHK ile kapsama alınmayan idare ya da ihale türlerinde çalıştırılan işçilerin ihaleleri devam edecek. İşçilerin bu ihalelerde çalıştırılmalarının önünde bir engel yok.

2) Kapsamda olup koşulları taşımadığı için kadroya alınmayan işçilerin çalıştırıldıkları ihaleler kadroya geçiş tarihi itibariyle sona erecek. Bu işçiler için başka bir düzenleme yer almadığı için geçiş tarihlerinde bu işçilerin iş sözleşmelerine (yasal hakları ödenerek) son verilecek.

Özetle, taşerona kadro müjdesiyle çıkarılan 696 Sayılı KHK, daha önce koşulsuz şartsız kadro taahhütlerini haksız çıkaracak bir düzenleme olarak yürürlüğe girdi. Kadronun kamuda çalışan tüm taşeron işçilere bir yasa ile getirilmesi beklenirken, OHAL devam ederken bir KHK ile getirilmesi ne yazık ki umutları boşa çıkardı.

Kadro hakkı belli kamu kurum ve kuruluşlarına verilerek kapsamı daraltılmıştı. Bunun üzerine süreç devam ederken yukarıda anlatılan sebepler sonucunda da binlerce kamu işçisi kadro hakkını elde edemediği gibi bir de işsiz kaldı. Ayrıca emeklilik durumu İş Kanunu’na göre, işveren açısından işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle fesih nedeni sayılmazken, KHK ile emekliliği gelen birçok taşeron işçisine kadro hakkı verilmeyerek iş sözleşmeleri feshedildi. Dolayısıyla süreç işsizliği artırmış oldu.

KHK kapsamındaki merkezi kamu idarelerinde artık personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı yapılamayacak. KHK kapsamında olmayan merkezi kamu idarelerinde personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı devam edecek. Ayrıca tüm merkezi kamu idarelerinde diğer ihale biçimleri üzerinden taşeronlaştırmanın devam edecek olması sebebiyle taşeron sisteminin bitmiş olduğunu söylemek mümkün değildir.

Bizi Takip Edin