Tez-Koop-İş Gençemek Sayı : 3

Dayanışmadan Direnişe Genç Hekimler - Dr. Selçuk Çelik

00:00 30.11.00-1

 

İlk olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde 672 nolu KHK ile başladılar. Ardından KHK’ların devamı geldi. Herkes tedirgince bir sonraki KHK’da ben olacak mıyım diye bekliyordu. Çünkü bir çuval açılmıştı ve alakalı veya alakasız birçok emekçi o torbaya atılıyordu.

Sonrasında “güvenlik soruşturmaları” adı altında kamuya girişte uygulanan garabet ortaya çıktı. Daha güzel bir hayat için dişinden, tırnağından artırdıklarıyla çocuklarını doktor, avukat, öğretmen yapmayı başarmış emekçi ailelerinin çocuklarının üzerine kapatılıyordu memurluk kapıları. Bununla da kalmıyor, devlet tarafından damgalanmış bu gençler özel sektörde de zorlukla iş bulabiliyorlardı.

KHK ile ihraç edilen ve güvenlik soruşturması sonucu görevlerine başlatılamayan emekçiler arasında sadece hekimler ve sağlıkçılar özelde çalışma olanağı bulabiliyordu. Malum, o kadar çok hekim açığı var ki ithal etmekle bile kapanmıyor. 30 Kasım’da TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’na 4’ü doktor, 2’si eczacı 6 AKP’li milletvekilinin imzası ile bir yasa tasarısı teklifi geldi. Dr. Fikret Hacıosman’ın görevi başında katledilmesinden bu yana sağlıkta şiddetin önlenmesi amacıyla seslerini daha fazla çıkaran hekimlere “müjde” olarak sunulan bu tasarının içeriğine bakıldığında hiç öyle bir görüntü yoktu. Sağlıkta şiddeti önlemeye dair yeni hiçbir şeyin olmadığı bu 44 maddelik yasa tasarısında öyle bir madde vardı ki; 4 binden fazla hekimi açlığa mahkum etme amacı taşıyordu. Bu yasaya göre KHK ile ihraç olan ve güvenlik soruşturması olumsuz olan hekimlerin özelde çalışmalarının önü tamamen kapatılacaktı.

Madde 5’in ilk halinde neler vardı:
(30.10.18)

• KHK ile ihraç edilen ve güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan hekimler SGK anlaşmalı özel hastanelerde çalışamazlar.

• Güvenlik soruşturması sonucu ataması iptal edilen yeni mezun hekimler 600 gün boyunca mesleklerini icra edemezler.

• KHK ile ihraç edilen ve güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan hekimlerin düzenledikleri tıbbi raporlar, yargı kararlarına ve idari işlemlere esas alınamaz.

Madde 5’in genel kurulda onaylanan halinde neler var:
(14.11.18)

• Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan yeni mezun hekimler 450 gün süreyle mesleklerini icra edemeyecekler.

Yasanın görüşüldüğü komisyonda iktidar vekilleri yasayı “biz devlette çalışmasını uygun görmediğimiz hekimlerin özel sektörde vatandaşlarımıza dokunmasına neden izin verelim?” şeklinde savunmaya çalıştılar. Aylar öncesinden dayanışma ağlarını kurmuş olan genç hekimler bu ağları direniş ağlarına dönüştürdüler. Yasanın görüşüleceği gün, Türk Tabipleri Birliği’nin anlık çağrısı ile 60 kadar hekim çeşitli illerden Ankara’ya geldiler. OHAL yasaklarının fiili olarak hâlâ devam ettiği Ankara’da hekimler beyaz önlükleriyle uzun bir aradan sonra Ankara’da ilk defa yürüyüş gerçekleştirdiler. Kuğulu Park’ta yürüyüşlerini foruma dönüştüren hekimler direnişi büyütme sözü vererek 11 Kasım’da çok daha kalabalık olarak Ankara’ya geleceklerini duyurdular. 11 Kasım günü 500’e yakın hekimle, Ankara’daki OHAL karanlığı bu sefer daha güçlü bir şekilde yırtılıyordu. Ana sloganları “Çalışma Hakkı Engellenemez!”, “Yaşamak, Yaşatmak İstiyoruz!” olan yürüyüşte genç hekimler tekrar Kuğulu’da buluştular.

Yasa tasarısı gündeme geldiğinden beri genç hekimler sayısız ulusal ve uluslararası ajansa dertlerini anlatıp haber yaptırdılar. Uluslararası kurumlara mail yağdırdılar. Türk Tabipler Birliği ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın öncülüğünde farklı illerde yürüyüşler ve basın açıklamaları yapıldı. TTB’nin çağrısıyla 65 tabip odasından 60’ı toplu açıklama yaparak yeni yasa tasarısını kabul etmeyeceklerini deklare ettiler. Dünya Tabipler Birliği yasa tasarısının geri çekilmesi için çağrı yaptı. İktidar ortağı vekiller bile artık kulislerde aslında yasayı desteklemediklerini ama evet oyu vermek zorunda olduklarını söylemeye başladılar. Hekimlerin mücadelesinden de güç alan muhalefet vekilleri hem komisyon görüşmelerinde hem de genel kurulda son noktaya kadar direndiler.

13 Kasım günü iki genç hekim yasanın genel kurulda görüşüleceği gün Meclis önünde seslerini duyurdular ve yaka paça gözaltına alındılar. Mücadelenin devamına dair iki genç hekim bir kıvılcım daha çakmışlardı.

Tüm bu mücadelenin sonunda iktidar ortağı partiler, komisyon ve genel kurul aşamasında yasa tasarısını 3 kere revize ettiler. Tasarıdaki ikinci değişiklikte mezuniyeti sonrası ataması yapılmayan hekimlerin 450 gün işsiz beklemek istemiyorlarsa 75 bin TL ödemeleri öngörülmüştü! Yani üzerinize atılan haksız damgayı kaldırmanın bedeli 75 bin TL! Ancak iktidar partileri bu “bedelli doktorluk” teklifini de geri çekmek zorunda kaldılar. Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandığı için ataması yapılmayan yeni mezun hekimlerin 450 gün boyunca mesleklerinin icrasının yasaklanmasıyla yasa tasarısı son halini almış oldu. Yasa tasarısı onaylandıktan sonra televizyona çıkan komisyon başkanı, yasa hakkında toplumda oluşan negatif algıyı değiştiremedikleri için geri adım atmak zorunda kaldıklarını söylüyordu.

Yaklaşık iki hafta boyunca çalışma hakları için direnen genç hekimler, hakların yalnızca mücadele ederek alınacağını gösterdiler. Emek düşmanları, hekimler üzerinden tüm emekçilere mesaj vermek istedi: “Bizim gibi düşünmez, bizim gibi yaşamazsanız isterseniz okuyup doktor olun, onu da elinizden alırız”. Genç hekimlerinse başka bir mesajı var: “Bu daha başlangıç mücadeleye devam!”

 

 

Bizi Takip Edin