5 Haziran Dünya Çevre Günü: İklim Adaleti için Mücadeleye!

Dünya Çevre Günü, 2026 yılında da bizi tek bir gerçekle yüzleştiriyor: Gezegen müzakere etmez; ertelenen önlemleri dinlemez.
Resmi ve süslü söylemler “yeşil dönüşümden” bahsederek bir hikâyeye inanmamızı istiyor. Her yıl şatafatlı salonlarda düzenlenen BM İklim Değişikliği Konferansları (COP), ne yazık ki iklim krizine çözüm üretmekten ziyade, fosil yakıt lobilerinin arka bahçesi ve devletlerin sorumluluk savuşturma arenası işlevi görüyor. Milyarlarca insanın ve tüm canlıların yaşamı “2050 vizyonu” gibi uzak ve içi boş vaatlerle ipotek altına alınıyor. COP zirveleri, doğayı talan eden dev şirketlerin kendilerini çevre dostu olarak pazarladığı birer panayıra dönüşürken, krizin faturası eşit paylaşılmıyor.
Birleşmiş Milletler tarafından organize edilen resmi kampanyada da belirtildiği gibi “gezegen müzakere etmezken”, egemen güçler karbon ticaret pazarlıklarıyla, emisyon kotalarıyla doğanın talanını yasallaştırmanın yollarını arıyor. Rant temelli kentleşme politikalarıyla betona gömülen şehirlerde, doğanın tahribatının sonuçlarını en ağır şekilde yaşayanlar yine yoksul halklar ve işçi sınıfı oluyor.
Her yıl 23 milyona yakın iş kazası ve 19 bine yakın iş cinayeti aşırı sıcaklıklara bağlı olarak gerçekleşiyor. Özellikle tarım, inşaat ve açık havada ağır işlerde çalışan işçiler doğrudan ölümle burun buruna geliyor. Yükselen sıcaklıklar, pestisit zehirlenmeleri, hava kirliliği ve radyasyon; işçilerde kanser, kalp-damar hastalıkları, solunum yolu ve böbrek fonksiyon bozukluklarını kitlesel olarak tetikliyor. İklim değişikliğinin yakın gelecekte 1,2 milyar işi tehdit edeceği, kriz kaynaklı kitlesel işsizlik ve iklim göçlerinin dalga dalga büyüyeceği öngörülüyor.
Bugün 2026 Dünya Çevre Günü’nde yükselen küresel #NowForClimate (Şimdi İklim İçin) çağrısını, egemenlerin anladığı yerden okumayı reddediyoruz. İklim kriziyle mücadelenin; rant temelli kentleşmeye, denizleri plastiğe ve endüstriyel atıklara boğan kar hırsına ve insanı da doğayı da sadece birer hammadde olarak gören kapitalist üretim ilişkilerine karşı mücadeleden bağımsız yürütülemeyeceğini biliyoruz.
Kapitalizmin sınır tanımaz talanı karşısında; doğadan, emekten ve yaşamdan yana bir dünyayı düşlemekten vazgeçmiyoruz. İklim adaletini sağlamak, insanca bir yaşamı savunmak için sesimizi yükseltiyoruz.
Başka bir dünya mümkün ama başka bir gezegen yok!
Tez-Koop-İş Sendikası
Genel Yönetim Kurulu




