Eğitim-AraştırmaEmeğin Nabzı

Beşikteki Çocuğun Gelecek Kazancı Şimdiden Yüzde 51 Azaldı

Özcan Sıvacı[1]

Dünya Bankası Grubu tarafından yayımlanan  bir rapor[2], düşük ve orta gelirli ülkelerde bugün doğan çocukların geleceğine dair sarsıcı bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Sağlık, eğitim ve iş becerileri geliştirme alanlarındaki kronik eksiklikler, bu ülkelerin gelecekteki toplam emek gelirlerinin tam yüzde 51’ine mal oluyor. Son 15 yılda yoksulluk rakamları dünya genelinde gerilemiş görünse de, ülkelerin üçte ikisinde beslenme, öğrenme ve iş gücü yetkinliklerinde yaşanan düşüş, ekonomik refahın temellerini sarsıyor. Araştırma, insan sermayesinin sadece okulla değil; ev, mahalle ve işyeri ortamlarının toplamıyla şekillendiğini vurgulayarak yeni bir yatırım yaklaşımı çağrısında bulunuyor.

Türkiye’de istihdam çöküyor: istihdam Puanı 33

Türkiye’nin bu küresel tablodaki yeri ise oldukça dikkat çekici bir tezat barındırıyor. Yeni açıklanan İnsan Sermayesi Endeksi Plus (HCI+) verilerine göre Türkiye, 228 puanla üst-orta gelir grubu ortalamasının üzerine çıkmayı başarsa da, Avrupa ve Orta Asya bölgesinin 238 puanlık ortalamasının gerisinde kaldı. Türkiye’nin karnesindeki en büyük kırılma noktası ise istihdam sütununda yaşanıyor. Rapora göre Türkiye, 33 puanlık istihdam skoruyla endeksteki tüm ülkeler arasında dünya ortalamasından en uzak ve en düşük performansa sahip ülkeler arasında yer alıyor. Bu negatif ayrışmanın temelinde, yüzde 64,1’de kalan yetişkin iş gücü katılım oranının, bölgesel ve ekonomik akranlarının çok altında seyretmesi yatıyor.

Bu ekonomik kaybın kökleri, çocukların henüz okul çağına gelmediği ilk beş yıllık dönemde, ev ortamındaki bakım kalitesiyle atılıyor. Rapor, aile geliri artsa dahi evdeki şiddet içerikli disiplin ve kötü bakımın çocuklarda depresyonu artırdığını, bunun da hayat boyu sürecek bir beceri kaybına yol açtığını ortaya koyuyor. Mahalle faktörü de bu süreçte belirleyici bir rol oynuyor; daha güvenli ve altyapısı güçlü mahallelerde büyüyen çocuklar, ebeveynlerinin eğitim seviyesi aynı olsa bile, yoksul mahallelerdeki akranlarına göre gelecekte iki kat daha fazla kazanabiliyor. Türkiye özelinde bakıldığında, kadınların yarısının iş gücü dışında kalması ve gençlerin yüzde 26’sının ne eğitimde ne istihdamda olması, bu kayıp döngüsünü daha da derinleştiriyor.

Rapora göre, geleceği kurtarmak için sunulan çözüm yolu yapısal reformlardan geçiyor. Analizler, Türkiye’nin mevcut 11,5 yıllık beklenen okullaşma süresini sadece yarım yıl artırarak 12 yıla çıkarmasının, uzun vadeli beklenen kazançları yüzde 4,7 oranında yükseltebileceğini gösteriyor. Uzmanlar; erken çocukluk eğitiminden mahalle bazlı kamu hizmetlerine, kadın istihdamını destekleyen çocuk bakımı hizmetlerinden iş başında öğrenme reformlarına kadar geniş bir yelpazede acil adım atılması gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde, insan sermayesinde yapılacak her 10 puanlık bir kayıp, gelecek nesillerin cebinden yüzde 10’luk bir potansiyel kazancın daha şimdiden buharlaşması anlamına geliyor.

[1] Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğrencisi.

[2] “Önemli Alanlarda İnsan Sermayesi Oluşturmak: Evler, Mahalleleri ve İşyerleri”,https://www.worldbank.org/en/news/press-release/2026/02/12/human-capital-nutrition-learning-skills-deficits-reduce-future-earnings.

 

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu