Eğitim-AraştırmaEmeğin Nabzı

DÜNYA’DA ZENGİNLER ZİRVESİ TOPLANIRKEN, OXFAM “KRAL ÇIPLAK” DEDİ!

İki gün önce “Zenginler Kulübü” olarak da bilinen “Dünya Ekonomik Forumu” her zamanki gibi İsviçre’nin varsıl bir bölgesi olan Davos’ta toplandı. Her ülkeden büyük sermaye gruplarının temsilcilerinin, politikacıların, ünlü gazetecilerin ve devlet başkanlarının bir araya geldiği bu zirvede dünya ekonomisi ve siyasetine ilişkin konular ele alınıyor.

Aynı gün bir sivil toplum araştırma kuruluşu olan Oxfam, “Zenginlerin Hakimiyetine Direnmek: Özgürlüğü Milyarderlerin Gücünden Korumak” başlıklı yeni bir rapor yayımladı.

Bu rapora göre, dünyada milyarderlerin serveti 2025 yılında yüzde 16’nın üzerinde artış göstererek son beş yıllık ortalamanın üç katı hızla 18,3 trilyon dolara ve tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Raporda, servet dağılımındaki bu devasa eşitsizliğin çok tehlikeli bir siyasal eşitsizlik yaratmakta olduğu vurgulanıyor.

Raporda ayrıca, süper zenginlerin kendi çıkarları için ve dünya çapında insanların hak ve özgürlüklerine zarar verecek şekilde ekonomilerimizin ve toplumlarımızın kurallarını şekillendirmek için siyasi gücü/iktidarı nasıl ele geçirdikleri analiz ediliyor. Raporun bulguları, özetle şöyle:

  • Milyarderlerin serveti 2020’den bu yana yüzde 81 arttı. Bu artış, her dört kişiden birinin düzenli olarak yeterli yiyeceğe sahip olmaması ve dünya nüfusunun neredeyse yarısının yoksulluk içinde yaşaması ile aynı zamana denk geliyor.

Keza milyarderlerin servetindeki artış, ABD’deki Trump yönetiminin milyarderleri destekleyen bir politika izlemesiyle aynı zamana denk geliyor: Trump yönetimi, süper zenginlerin vergilerini düşürdü, büyük şirketlere vergi uygulamak için küresel çapta gösterilen çabaları baltaladı, tekel gücünü kontrol etmeye yönelik girişimleri tersine çevirdi ve dünya çapında süper zengin yatırımcılara büyük kazanç sağlayan yapay zekâ ile ilgili hisse senetlerinin değerinin artmasına katkıda bulundu. Onun başkanlığı, ultra zenginlerin gücü konusunda dünyanın geri kalanına açık bir uyarı sinyali gönderiyor.

Oxfam’ın raporu, yükselen oligarşinin yalnızca ABD’ye özgü bir fenomen olmadığını, dünya çapında toplumları zayıflattığını vurguluyor.

  • Geçen yıl milyarderlerin toplam serveti 2,5 trilyon dolar arttı. Bu rakam, insanlığın alt yarısının (4,1 milyar kişi) sahip olduğu toplam servete neredeyse eşit.
  • Milyarderlerin sayısı geçen yıl ilk kez 3.000’i aştı ve en zengin kişi olan Elon Musk ise ilk kez yarım trilyon doları aşan kişi oldu.
  • Milyarderlerin siyasi görevde olma olasılığı sıradan insanlara göre 4.000 kat daha fazla.
  • Milyarderlerin servetindeki 2,5 trilyon dolarlık artış, dünyadaki aşırı yoksulluğu 26 kez ortadan kaldırmaya yetecek kadar büyük bir rakam.

Oxfam International İcra Direktörü Amitabh Behar, “zenginler ile diğerleri arasındaki uçurumun genişlemesi, aynı zamanda son derece tehlikeli ve sürdürülemez bir siyasi açığı da beraberinde getiriyor” diyor.

Oxfam, milyarderlerin sıradan vatandaşlara göre siyasi görevlerde bulunma olasılığının 4.000 kat daha fazla olduğunu tahmin ediyor. 66 ülkede yapılan ‘Dünya Değerler Araştırması’na göre, ankete katılanların neredeyse yarısı ülkelerinde zenginlerin genellikle seçimleri satın aldığını söylüyor.

Behar, “Hükümetler, elit kesimi memnun etmek ve serveti korumak için yanlış seçimler yaparken, insanların haklarını ve hayatlarının giderek daha pahalı ve dayanılmaz hale gelmesine yönelik öfkelerini bastırıyorlar” diyor.

Sistem onlara karşı hileli olduğu için milyarlarca insan, önlenebilir yoksulluk, açlık ve önlenebilir hastalıklardan kaynaklanan ölüm gibi önlenebilir zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Dünya çapında her dört kişiden biri gıda güvensizliği ile karşı karşıya ve düzenli olarak öğün atlamak zorunda kalıyor.

  • Yoksulluğun azaltılma oranı, 2019 yılındaki seviyelerde genel olarak durgunlaştı. Afrika’da aşırı yoksulluk yeniden artıyor. Geçen yıl dünya çapında hükümetler tarafından yardım bütçelerini kısmak için alınan siyasi kararlar, yoksulluk içinde yaşayan insanları doğrudan etkiledi ve bu durum 2030 yılına kadar 14 milyondan fazla ek ölüme yol açabilir.
  • Sivil özgürlükler ve siyasi haklar geri çekiliyor ve bastırılıyor; 2024, tüm ülkelerin dörtte birinin ifade özgürlüğünü kısıtladığı, art arda 19. düşüş yılı oldu. Geçen yıl 68 ülkede 142’den fazla hükümet karşıtı önemli protesto düzenlendi ve yetkililer genellikle bu protestolara şiddetle karşılık verdi.

Bu verilerden hareketle Behar, “Ekonomik yoksulluk açlığa yol açar. Siyasi yoksulluk ise öfkeye yol açar” diyor. Örneğin, hukukun üstünlüğünün aşınması veya seçimlerin zayıflatılması gibi nedenlerle demokratik gerileme olasılığı, eşitsizliğin yüksek olduğu ülkelerde yedi kat daha fazla. “Hiçbir ülke rehavete kapılmamalı. Ekonomik ve siyasi eşitsizliğin insanların haklarını ve güvenliğini aşındırma hızı korkutucu derecede yüksek” dedi.

  • Devletler süper zenginlerin medya ve sosyal medya şirketlerini domine etmesine izin veriyor. Milyarderler, dünyanın en büyük medya şirketlerinin yarısından fazlasına ve tüm ana sosyal medya şirketlerine sahip.

Raporda, Jeff Bezos’un Washington Post’u, Elon Musk’ın Twitter/X’i, Patrick Soon-Shiong’un Los Angeles Times’ı satın alması ve bir milyarder konsorsiyumunun The Economist’in büyük hisselerini satın alması örnek olarak veriliyor. Fransa’da, aşırı sağcı milyarder Vincent Bolloré şu anda CNews’i kontrol ediyor ve onu Fox News’in Fransız versiyonu olarak yeniden markalaştırıyor. İngiltere’de, gazete tirajının dörtte üçü dört süper zengin aile tarafından kontrol ediliyor.

Raporda, dünya çapında üst düzey editörlerin yalnızca yüzde 27’sinin kadın olduğu ve yüzde 23’ünün ırksal olarak ayrımcılığa maruz kalmış (ötekileştirilmiş) gruplara ait olduğu belirtiliyor. Bu durum, onların seslerinin marjinalleşmesine neden olurken, göçmenler ve beyaz olmayanlar gibi azınlıklar sıklıkla damgalanıyor, günah keçisi ilan ediliyor ve bunlardan gelen eleştiriler susturuluyor.

Kenya’daki yetkililer, X’i hükümeti eleştirenleri takip etmek, cezalandırmak ve hatta kaçırıp işkence etmek için kullandı. Bu arada, Kaliforniya Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, Elon Musk’ın X’i satın almasından sonraki aylarda nefret söylemi oranlarının yaklaşık yüzde 50 arttığını ortaya koydu.

“Toplumlarımız bugün kendilerini daha zehirlenmiş hissediyor çünkü açıkça öyle, ancak her zaman bize söylenen nedenlerden dolayı değil. Süper zenginlerin politikacılarımız, ekonomilerimiz ve medyamız üzerinde sahip olduğu aşırı etki, eşitsizliği derinleştirdi ve yoksullukla mücadelede bizi çok uzaklara sürükledi. Hükümetler, nitelikli sağlık hizmetleri, iklim değişikliği ile mücadele ve vergi adaleti gibi konularda halkın ihtiyaçlarını dinlemelidir” diyor Behar.

Oxfam, hükümetlere aşağıdaki öncelikleri belirlemeleri çağrısında bulunuyor:

  • Gerçekçi ve zaman sınırlı “Ulusal Eşitsizlik Azaltma Planları” yapılmalı ve iyi belirlenmiş kriterler ve ilerleme düzenli olarak izlenmeli.
  • Süper zenginlerin gücünü azaltmak için etkili bir şekilde vergilendirme yapılmalı (büyük eşitsizlikleri azaltacak kadar yüksek oranlarda gelir ve servet üzerinden alınan geniş tabanlı vergiler dahil).
  • Zenginlerin lobi faaliyetleri ve kampanya finansmanına karşı daha sıkı düzenlemeler yapılmalı, medya bağımsızlığı daha fazla güvence altına alınmalı, nefret söylemi yasaklanmalı ve servet ve siyaset arasında daha güçlü güvenlik duvarları örülmeli.
  • Siyasal partiler, sivil toplum örgütleri ve işçi sendikalarında özgürce örgütlenebilmek ve toplanma ve ifade özgürlüğü için acil demokratikleşme.

(Tez-Koop-İş Sendikası Eğitim Araştırma ve Yayın Birimi)

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu