Manşet HaberlerÖrgütlenme

Özel İtalyan Lisesi Öğretmenlerinin Grevi 100. Gününde: Öğretmenler İstanbul İtalya Başkonsolosluğu Önünde!

Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin, okul yönetiminin dayattığı adaletsiz ücret politikalarına ve ayrımcı çalışma koşullarına karşı başlattığı onurlu grev, bugün itibarıyla 100. gününe girdi. Üç ayı aşkın süredir kar kış, baskı ve yıldırma politikalarına rağmen geri adım atmayan eğitim emekçileri, bir kez daha “Dersimiz: Direniş!” dedi.

Sendikamız İstanbul Şubelerinin grevdeki öğretmenlerle omuz omuza verdiği basın açıklaması saat 13.30’da İtalya Başkonsolosluğu önünde bir araya geldi. Basın açıklamasına destek verenler arasında DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, TÜRK-İŞ 1. Bölge Başkanı Halil Faki Erdal ile birlikte TÜM-TİS, Eğitim Sen, Türkiye İşçi Partisi,  İşçi Demokrasi Partisi, Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği, Devrimci İşçi Partisi, Türkiye Komünist Partisi, Birlik ve Dayanışma Hareketi, Okmeydanı Direnişçileri, Vatan Partisi ve Sosyalist Emekçiler Partisi de vardı.

“Grev Bir Amaç Değil Araçtır. Öğretmenleri Bu Aracı Kullanmaya Zorlayan, Özel İtalyan Lisesi Yönetimi Ve İtalya Dışişleri Bakanlığıdır.”

TÜRK-İŞ 1. Bölge Başkanı Halil Faki Erdal, öğrenci velilerine şu sözlerle seslendi:

“Grevin yüzüncü gününde sendikamızı yalnız bırakmayan herkese, grevin gözü kulağı olan basın emekçilerine teşekkür ediyoruz. Bilinsin ki Tez-Koop-İş Sendikasının üyesi olduğu TÜRK-İŞ, bu grevin sahibidir.

Ülkemizde az da olsa adalet varmış. MEB, grev kırıcılığı yaptı, Tez-Koop-İş Sendikası müdahale etti. Dün itibarıyla geçici öğretmen atamaları iptal oldu. Geçici öğretmenlerin görevleri sona erdirildi.

14 öğretmen greve çıktı, yerinde 26 öğretmen atadınız! Biz grevin nedenlerini 100 gündür anlatıyoruz. Benim de çocuklarım öğrenci, ben de bir veliyim. Ama hiçbir zaman emeğe haksızlık etmedim. Özellikle velilerin greve haksızlık etmesini anlayamıyorum.

Burası kimsenin er meydanı değil! Grevdeki öğretmenlerin haklarını burada bırakmayacağız, bırakmayacağız, bırakmayacağız! Herkesten anlayış ve saygı bekliyoruz. Grev bir amaç değil araçtır. Öğretmenleri bu aracı kullanmaya zorlayan, İtalyan Lisesi Yönetimi ve İtalya Dışişleri Bakanlığıdır. Öğretmenler, 26 Mart’ta yetersiz buldukları bir sözleşmeye bile evet dediler. Ama yönetim 26 Mart’tan bu yana toplu iş sözleşmesini imzalamaktan kaçıyor. Burada okul açtıysanız, Türkiye Cumhuriyeti Devleti yasalarına göre buradaysanız, toplu iş sözleşmesini imzalayacaksınız.

Grev isterse 500 gün sürsün, TÜRK-İŞ ve Tez-Koop-İş sonuna kadar yanınızda. Velilere sesleniyorum: Bu öğretmenler yıllardır öğrencilere hizmet veriyor. Gelin, öğretmenlerinizin yanında olun.”

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu da grevdeki öğretmenleri selamlayarak, “Bu grev yağmurda, soğukta, karda başladı, mevsim geçti, bu sıcakta devam ediyor. Emekçilerin hakkını vermemekte bu kadar inat edilmesinin bir sebebi olmalı. Bu inat, emeğin güvencesizleştirildiği, ucuzlatıldığı bir ülke yaratmanın inadıdır. Öğretmenlerin direnişteki inadının da bir sebebi olmalı. Böylesi dönemlerde direnişler, herhangi bir direniş değildir. Emekçiler var olan haklarını korumak için direnmek zorunda kalıyorlar. Bu direnişler son derece kıymetlidir. Sonuna kadar sahip çıkılmalıdır. Asla vazgeçmeyin, biz de sonuna kadar yanınızda olacağız. Bakanlıklara, milletvekillerine sesleniyorum: O koltuklarda imkânları için oturmasınlar, işlerini yapsınlar. Öğretmenin hakkını korumak göreviniz, işinizi yapın!” diye konuştu.

 “Biz Öğrencilerimizi Çok Özledik. Ancak Bu Haksızlığa Boyun Eğseydik, Yarın Sınıfa Girdiğimizde Öğrencilerimizin Yüzüne Nasıl Bakabilirdik?”

Grevdeki öğretmenler adına üyemiz Edebiyat öğretmeni Sabri Ergül, “Size özlemden söz edeceğim” diye başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bugün, grevimizin 100. gününde size sadece sayılardan veya maddelerden söz etmeyeceğim. Biz öğrencilerimizi çok özledik. Sınıflarımızdaki o hayat dolu enerjiyi, birlikte kurduğumuz hayalleri, paylaştığımız o eşsiz saatleri özledik. Ancak biz öğrencilerimize sadece edebiyatı, matematiği veya yabancı bir dili değil; hayatta dik durmayı, emeğin kutsallığını ve kendi hakkını ararken başkasının hakkına da saygı duymayı öğretmekle mükellefiz. Eğer bugün bu ayrımcılığa, bu haksızlığa boyun eğseydik, yarın sınıfa girdiğimizde öğrencilerimizin yüzüne nasıl bakabilirdik? Biliyorsunuz, geçtiğimiz aylarda üzerimize bir gölge düşürülmek istendi. Yerimize başka meslektaşlarımızı getirerek sesimizi kısmaya çalıştılar. Ama bugün adaletin tecelli ettiğini görmenin mutluluğu içindeyiz. Türk yargısı, ‘Öğretmenin emeği ve grev hakkı kutsaldır’ diyerek yanımızda durdu. Bu karar, sadece bizim değil, emeğiyle yaşayan her insanın zaferidir.

Değerli dostlar, biz 26 Mart günü o masadan ‘anlaştık’ diyerek, birbirimizin elini sıkarak kalktık. Kalbimizde sınıflarımıza dönmenin heyecanı vardı. Fakat ertesi gün bize sunulan, hiçbir hukuki karşılığı olmayan o ‘niyet mektubu’, sadece emeğimize değil, ülkemizin hukuk sistemine de saygısızlıktır.

Bizler, hayatını bilimin ışığında kuran insanlarız. Haklarımızı, birilerinin iyi niyetine veya vaatlerine emanet edemeyiz. Biz sadece, öğrencilerimize kavuşmak için masada verilen sözlerin altına atılacak o resmi imzayı, toplu iş sözleşmesini bekliyoruz.

Bu çadır 100 gündür bizim dersliğimiz oldu. Burada sabrı, dayanışmayı ve bir arada durmanın gücünü öğrendik. İtalyan yetkililere buradan, bir öğretmenin nezaketi ama bir emekçinin kararlılığıyla sesleniyoruz: Bizimle kurduğunuz o köprüyü hukuki bir zeminle sağlamlaştırın. Gelin, bu belirsizliğe son verelim ve bizler artık ait olduğumuz yere, öğrencilerimizin yanına, sınıflarımıza geri dönelim.”

 

“İmza Atılana Kadar Grev Sona Ermeyecek! Hukuk Teslim Edilene Kadar Biz Buradayız!”

Tez-Koop-İş Sendikamız İstanbul 5 No.lu Şube Başkanı Selahattin Karakurt ise yaptığı konuşmada İtalyan yetkililere şu sözlerle seslendi:

Tam 100 gündür Tomtom Kaptan Sokak’taki grev çadırımızda bir haysiyet mücadelesi veriyoruz. Kışın soğuğunu geride bıraktık, baharı coşkuyla karşılıyoruz! Hak yerini bulmuş, grev kırıcılığı suçu tescillenmiştir.

Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Çocuklarımıza adaletin ve bilimin ışığında eğitim veren öğretmenlerimizin onuru, hakları ucu açık niyet mektuplarına veya birilerinin lütfuna emanet edilemez! Biz ‘niyet’ değil, toplu iş sözleşmesi istiyoruz. Biz, masada verdiğiniz sözün hukuki bir belgeye dönüşmesini istiyoruz.

Biz mücadelemizi bakanlıklarımıza, meclise ve uluslararası kamuoyuna taşıdık. Herkesi, kendi toprağımızda bize karşı uygulanan bu haksızlığa karşı durmaya, Türk hukukuna sahip çıkmaya davet ettik.

İtalyan yetkililere sesleniyoruz: Kendi ülkenizde sendikal hakları baş tacı ederken, İstanbul’da neden hukuk oyunlarına başvuruyorsunuz? Mahkeme kararlarıyla tescillendiği üzere, hukuk dışı yollarla bu grevi bitiremeyeceksiniz. Tek yol; masada verdiğiniz sözü tutmak ve hukuki bağlayıcılığı olan toplu iş sözleşmesini imzalamaktır.

Okul yönetimi ve Konsolosluk yetkilileri şunu iyi bilsin: İmza atılana kadar grev sona ermeyecek!

Hukuk teslim edilene kadar biz buradayız!

Tez-Koop İş Sendikası olarak özel sektörde çalışan öğretmenlerimizin haklarını savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz!”

Basın açıklamasının ardından Özel İtalyan Lisesi önünde oturma eylemine başlandı.

Grevin 100. Gününde, Bir Kez Daha İlan Ediyoruz:

Özel İtalyan Lisesinde Modern Kölelik Düzenine İzin Vermeyeceğiz!

Zafer Direnen Öğretmenlerin Olacak!

DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ!

YAŞASIN TEZ-KOOP-İŞ SENDİKASI, YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu