Özel İtalyan Lisesi Öğretmenlerinin Grev Kırıcılar İle Mücadelesi

Öğretmenler grevi sürdürürken ve grev kırıcılarla mücadele ederken yanlarında olması gerekenler ilk olarak meslektaşlarıdır, yani diğer öğretmenlerdir. Öncelikle aynı okuldaki öğretmenler, işverenin “böl ve yönet” politikalarına karşı çıkmalıdır. Özel öğretim kurumlarında çalışan ve ücret, statü ve çalışma koşulları bakımından ciddi eşitsizlikler yaşayan öğretmenlerin grevdeki arkadaşlarına desteği büyük önem taşımaktadır.
İnsanlar kendi tarihlerini verili koşullar içinde kendileri yaparlar, yapmalıdırlar. Özel İtalyan Lisesinin grevdeki öğretmenleri bundan sonra nasıl yaşayacaklarının, nasıl bir okulda eğitim verebileceklerinin tarihini yapıyor ve muhtemelen yazıyorlar. Özel öğretim kurumlarındaki düşük ücretler, uzun çalışma saatleri ve güvencesizlik karşısında neler yapılabileceği, hakların nasıl savunulabileceği konusunda etkili bir deneyim örneği sergiliyorlar.
Yaşadıklarımızdan öğrendik ki emeğinden başka satacak bir şeyi olmayan insanlar, grev kararını öyle kolayca alamazlar, aylara, hatta yıllara yayılabilir greve yönelim. Kararı alıp grevi sürdürmek de güçtür. İşyerinin önünde, yağmurda yaşta beklemek ve tek bir şeye, greve odaklanmak! Ancak grev kırıcıların ortaya çıkışı ve onlarla mücadele etmek başka bir boyutudur grevlerin…
İstanbul Özel İtalyan Lisesi’nde öğretmenlerin iş bırakma eylemi 39. gününe girdi. Grevin başladığı günlerde, öğretmenler, dayanışma ve destek için gelenlerle birlikte okulun önünde sağanak yağmurun altında bir basın açıklaması yaparak 2 Şubat 2026’da greve çıktı. Öğretmenler, okul yönetimi ile yaklaşık dört yıldır konuşmaya çalıştıklarını ancak sonuç alınamadığını ve sözün bittiği yere gelindiğini, bu nedenle grevin başladığını ifade etmişlerdi. Aynı okulda çalışan İtalyan meslektaşlarıyla aralarındaki ücret, statü ve çalışma koşulları bakımından ciddi bir eşitsizlik bulunduğunu söyleyen öğretmenler, “eşit işe eşit ücret” talebinin karşılanmaması ve aylardır süren müzakere sürecinin tıkanması nedeniyle grevin kaçınılmaz hale geldiğini ifade ettiler.
Grevdeki öğretmenlerin üye olduğu Tez Koop İş Sendikası İstanbul 5 No’lu Şube Başkanı Selahattin Karakurt, İtalyan ve Türk öğretmenler arasında 6 kat maaş farkı olduğunu, sendikanın yaklaşık iki aydır çözüm için masada olduğunu, ancak okul yönetiminin 10 Aralık’tan bu yana müzakere sürecine dönmek üzere tek bir somut adım atmadığını, ifade etti. Yönetimin diyalog kanallarını kapattığını söyleyen Karakurt, grevin anayasal ve yasal bir hak olduğunu hatırlattı. Tez-Koop-İş Sendikası Genel Başkanı Haydar Özdemiroğlu grevdeki öğretmenleri ziyaretinde, nisan ayında başlayan toplu iş sözleşmesi sürecinde çoğunluk sağlanmasına karşın işverenin masaya isteksiz oturduğunu, yapılan ayrımcılığın boyutunu anlamamakta ısrar ederek birinci yıl için “sıfır zam” teklif edildiğini, bunun öğretmenleri asgari ücret düzeyine mahkûm etme girişimi olduğunu ifade etti.[1]
Aktarılan görüşlerden anlıyoruz ki öğretmenler dört yıldır okul yönetimine ekonomik ve sosyal hak kayıplarını aktarıyorlar. Sendikaya göre işveren, toplu iş sözleşmesi sürecinde aylardır eğitim emekçilerini dinlemeye ve anlamaya çalışan bir yaklaşım sergilemiyor. Her şey birbiri ile ilişkili, tüm bu yaşananlar farklı alanlar ile kesişim içindeler. Özel İtalyan Lisesi ve Türk öğretmenler söz konusu olunca konu uluslararası ilişkiler, ayrımcılığa karşı uluslararası sözleşmeler, ILO ve UNESCO ortak çalışması olan Öğretmenliğin Statüsü Tavsiyesi bağlamında “eşit işe eşit ücret” ilkesi ve mesleki onurun çerçevelediği bir kamusal tartışmaya yol açtı. Ulusal ve yerel basın konuya yoğun ilgi gösterdi. Belleğim beni yanıltmıyorsa öğretmenlerin yaptığı 39 güne ulaşan ilk öğretmen grevi, Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin grevi oldu.
Bugün gelinen aşamada grevdeki öğretmenler grev kırıcılarla da mücadelesini sürdürecek gibi görünüyor. İddiaya göre geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, İtalya Başkonsolosluğu ve ilgili sendika temsilcileri bir araya gelerek tarafların taleplerini masaya yatırdı. Görüşmeler sürerken Beyoğlu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün okula yeni öğretmen görevlendirme kararı aldığı öğrenildi.[2] Öğretmenlerin grevini etkisizleştirmeye çalışan bu kararın karşısında Eğitim Sen bir açıklama yaparak “Tüm eğitim emekçilerini grev kırıcılığına karşı duyarlı olmaya, grevdeki emekçilerin yerine yapılmak istenen geçici görevlendirmeleri kabul etmemeye ve emekçilerin haklı mücadelesiyle dayanışma içinde olmaya” çağırdı. Öğretmenler, grevdeki eğitimcilerin yerine başka öğretmenlerin görevlendirilmesinin Anayasa’nın 54. maddesiyle güvence altına alınan grev hakkına aykırı olduğunu ve bunun açıkça “grev kırıcılığı” anlamına geldiğini savundu.
CHP Gölge Bakanı İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş grevdeki öğretmenleri ziyaret etti ve “Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Fethullah Güneri’n Özel İtalyan Lisesine yeni öğretmen görevlendirme kararını “grev kırıcılığı” olarak tanımladı ve şunları ifade etti: “Öğrencilerin ders kaybı 1,680 saate ulaştı. Burada esas olan çocuğun üstün yararıdır. Fakat bu sorun grev kırıcılığıyla çözülemez. Çözüm bellidir: Öğrenciler öğretmenleriyle yeniden bir araya gelmelidir!”
Grev kırıcıları hakkında yeni bir kitap çıktı; Aykut Günel’in yazdığı, İletişim Yayınlarından çıkan Grev Kırıcılar adlı çalışma. 2025 Prof. Dr. Cahit Talas Sosyal Politika Ödülü kapsamında “Övgüye Değer” tez ödülüne layık görülmüş. Genç araştırmacıların sosyal politika konularında etkili çalışmalar yapmasını özendiren bu ödül törenine katkı veren kurumlar arasında grevdeki öğretmenlerin üye olduğu sendika olan Tez-Koop-İş Sendikası da var.
Günel’e göre “Grev kırıcılığı, yöntemsel açıdan yalnızca grevci işçinin yerine çalışmak üzere diğer işçilerin, diğer bir ifade ile grev kırıcıların alınmasını ifade etmez. Aynı zamanda, grevleri kırmak ve sendikal örgütlenmeyi engellemek” için de işe koşulur:
“Dolayısıyla grev kırıcılığı kavramı yalnızca bir grevi etkisizleştirmek ya da engellemek yoluyla işyerindeki üretimin devamlılığını sağlamak değil, aynı zamanda emeğini üretim sürecinden geri çekerek işvereninin üretim ve kâr akışını bozmaya “cüret” eden işçileri disipline etmek anlamına gelir…”
Toplumsal mücadeleler alanı yazınında “grev kırıcılığı” diye bir kavram var, grevi emekçiler lehine bitirmeye yönelik de bir kavram olmalı diye düşünmeden edemiyorum. Grevi öğretmenler lehine sonlandırabilecek etkenlerden ilki grevdeki öğretmenlere velilerin, meslektaşlarının ve kamuoyunun desteğini artırmaktır. Bu olguyla koşut olarak ilerleyen ikinci yol ise tarafların müzakere sürecini tamamlayarak toplu sözleşmeyi imzalamasıdır.
Sosyal medyada çocukların derslerine devam edememesinden grevdeki öğretmenleri sorumlu tutan paylaşımlar var. Öğretmenlerin sınıfında hizmet üretmemesi kararı bu sonuçlara yol açabilir. Ancak öğretmenleri greve zorlayan koşulları iyi değerlendirmek gerekmektedir. 4 yıldır sorunlarını anlatmaya çalışan ve kırk gündür direnen öğretmene “işverenin teklifi kabul et ve işinin başına dön” denilebilir mi? Bu durumda basıncı neden okul yönetimine değil de öğretmenlere yapıyoruz? Öğrencilerin 1,680 saat ders kaybına uğramasının nedeni grevdeki öğretmenler değil, müzakereden kaçınan okul yönetimidir. Basına aktarılan görüşlerden, okul yönetiminin okula yıllarca emek vermiş öğretmenleriyle, yetkili sendikayla ve kendisini ziyaret etmek isteyen ve çözüm arayan milletvekilleri ile sorunu duyan ve anlayan bir görüşme yapmadığını öğreniyoruz. Toplu iş sözleşmesi süreci sağlıklı müzakere koşulları oluşturulmadan nasıl yürütülecektir?
Grev sürecinde masada konuşulmayanlar sahada konuşulur. Öğretmenler sorunlarını toplumsallaştırdı. Şunu da rahatlıkla söyleyebiliriz, kamuoyunun desteğini de aldılar. Evden uzakta başka bir ülkede çalışmanın ödeneği dışarıda tutulursa, öğretmen ücretleri arasında maaş farkı 6 kat olamaz! Öğretmenlerin emeği bu kadar da değersizleştirilemez! İyiyi, doğruyu ve güzel anlatan öğretmenlerin onuru bu kadar incitilemez!
Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesinin 117. maddesine göre “Öğretmen aylıklarının yapısı, farklı öğretmen grupları arasında kırgınlıklar doğurma tehlikesi taşıyan her türlü haksızlığı ve her türlü kural dışılığı önleyecek biçimde düzenlenmelidir.” Anlaşılan odur ki grevdeki öğretmenler çok uzun süredir bu kırgınlığı yaşamaktadırlar. Okul yönetimi, bu duyguyu ve haksızlığı giderme talebini anlamak için en azından çaba göstermelidir.
Öğretmenler grevi sürdürürken ve grev kırıcılarla mücadele ederken yanlarında olması gerekenler ilk olarak meslektaşlarıdır, yani diğer öğretmenlerdir. Öncelikle aynı okuldaki öğretmenler, işverenin “böl ve yönet” politikalarına karşı çıkmalıdır. Özel öğretim kurumlarında çalışan ve ücret, statü ve çalışma koşulları bakımından ciddi eşitsizlikler yaşayan öğretmenlerin grevdeki arkadaşlarına desteği büyük önem taşımaktadır.
Grevler, grevden etkilenecek kesimlerle etkili bir iletişimi gerektirir. Eğitim gibi kamusal bir hizmetin sunumunda çocuğun yararını önceleyerek velilerin desteğini almak önemlidir. Çünkü çocuklara verilecek en iyi ders, güçlenmek ve haksızlıklar karşısında durabilmektir. Grevdeki öğretmenler öğrencilerin asla unutamayacağı direniş dersini vermiştir. Bu süreçte okul yönetimini etkileyebilecek en önemli kesim velilerdir. Çünkü özel bir okulda eğitim için ayrılan ve velilerce ödenen öğrenim ücretinin öğretmenler arasında bu kadar eşitsiz biçimde dağıtımına karşı çıkmalıdırlar. “Ne kadar da kolay söylüyorsunuz, sınavlar var ve çocuğumun eğitim alamıyor” diyebilirsiniz. Ancak grevin uzamasının nedeni grevdeki öğretmenler değil, öğretmenleri greve götüren nedenlerdir ve okul yönetimidir.
Ülkemizde bir olayın gelişimini öngörmek mümkün mü? Ne yazık ki hayır! Hukukun işlemediği, Anayasa’ya uyulmadığı, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarının yok sayıldığı bir dönemde yaşıyoruz. İtalyan Lisesindeki grevin, grev kırıcıların yola çıkışıyla neye evrileceğini henüz bilmiyoruz. Ama Spinoza’nın ifadesiyle “bir bedenin ne yapabileceğini de henüz bilmiyoruz.” Öğretmenlerin greve gitmesi de beklenmiyordu, grevin 39 gün sürmesi de… Ancak yaşanan olaylar karşısında ne yapabileceğimizi daha çok düşünmeliyiz. Düşünmek eylemliliğin bir parçasıdır.
Özel İtalyan Lisesinde grevdeki öğretmenlerin yanındayız! Ama nasıl? Düşünmeye ve eylemeye devam!
https://t24.com.tr/yazarlar/nejla-kurul/ozel-italyan-lisesi-ogretmenlerinin-grev-kiricilar-ile-mucadelesi,54215#goog_rewarded



