Takasbank’ta Kalan 1,9 Milyar TL: İşsizlere Ödenmesi Gereken Para Borsaya Likidite Sağlamak İçin Kullanıldı!

İşsizlik anında işçiye can simidi olması gereken İşsizlik Sigortası Fonu, şu ana kadar amacından saptırılarak; sermayedarları/müteahhitleri fonlayan ve hükümetlerin bütçe açıklarını finanse eden bir araç olarak kullanıldı.
Nitekim, İŞKUR’un yayımladığı Eylül 2026 İşsizlik Sigortası Fon Bülteni’ne göre; bir kez daha fondan işsizlere ayrılan ödenek miktarı patronlara yapılan teşvik ve destek ödemelerinin çok altında kaldı: fon gelirlerinin yalnızca yüzde 15,6’sı işsizlik ödeneğine, yani işsizlere ayrıldı.

Oysa Fon gelirleri amacına uygun biçimde işsizlik ödeneğine ayrılsaydı karşımıza çıkacak tablo şöyle olurdu:

İŞKUR, Eylül ayında işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanan işsiz sayısının 484 bin 949 kişi olduğunu açıkladı. Oysa grafikten anlaşıldığı üzere, Fon gelirlerinin tamamı işsizlik ödenekleri için kullanılmış olsaydı; Eylül ayında 2 milyon 317 bin işsiz, asgari ücretin yüzde 80’i oranında (mevcut işsizlik sigortası ödeneğinin azami tutarı) işsizlik ödeneği alabilecekti. Tüm işsizlerin çalıştıkları son dört aylık prime esas kazançlarının asgari ücret düzeyinde olduğunu varsaydığımızda ise (mevcut işsizlik sigortası ödeneği günlük brüt kazancın yüzde 40’ını geçemediği için) işsizlik ödeneğinden yararlanabilecek işsiz sayısı 4 milyon 634 bin kişi olurdu.
Dolayısıyla İşsizlik Sigortası Fonu ile ilgili asıl skandal, fonun yüzde 84’ünün işsizlere kapatılmış durumda olmasıdır.
Peki, asıl sahipleri olan işsizlere kapıları kapatılan İşsizlik Sigortası Fonunun kaynakları kime akıtılıyor?
Çalışma Bakanı tarafından: “1,9 milyar lirası kaldı” sözleriyle küçültülen Takasbank Para Piyasası kalemi, İŞKUR bülteninde 3,82 milyar TL olarak yer alıyor. Şöyle ki Fon, 2023 yılından bu yana, Kamu Haznedarlığı Yönetmeliği gerekçesiyle Takasbank Para Piyasası’nda finansal aktörlere “borç verme işlemleri” yapıyor. Bu şekilde fon portföyünün yüzde 0,43’ü Takasbank’ta tutularak aracı kurumların ve bankaların likidite açıklarını kapatıyor. Kısaca, siyasal iktidar sermayeye servet transferi konusunda sınır tanımıyor ve her seferinde bu kesime yeni finansal imkanlar sağlıyor.
İşsizlik Sigortası Fonu’nun önceliği finans piyasalarının likiditesi değil, işçinin geçim güvencesidir. Bu yüzden de işsizlik ödeneğinin miktarı arttırılmalı, yararlanma koşulları kolaylaştırılmalı, ödeme süreleri işçinin gerçek ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenlenmelidir.
Takasbank’ta tutulan 3,82 milyar TL ile 14 binden fazla işsize işsizlik ödeneği verilebilirdi
Sadece Takasbank havuzunda bekletilen 3,82 milyar TL ile mevzuattaki azami hak ediş süresi olan 10 ay boyunca 14.443 işsize, işsizlik ödeneği tavanı tutarında geçim güvencesi sağlanabilirdi. Bakanın “kaldı” dediği 1,9 milyar TL bile, 7 binin üzerinde işsiz yurttaşın mutfak masrafını karşılayabilecekti.
Diğer yandan Fon, portföyünün yüzde 70,40’ı da tahvillerde tutuluyor. Başka bir deyişle, işsizlere can simidi olması gereken fonun aslan payı bütçe açığını kapatmak için kullanılıyor. Fonun giderler kalemine bakıldığında da işverenlere yapılan teşvik ve destek ödemelerinin fon gelirlerinin yüzde 22’sine denk geldiği görülüyor. Yani işçinin olması gereken paranın çok büyük bölümü faizciye ve diğer sermayedarlara veriliyor.
Son Fon Vurgunu vesilesiyle 3,8 Milyar TL’lik bir kısmın da artık bir spekülatif işlem alanına dönüşmeye başlayan finans piyasalarına likidite olarak aktarıldığına tanık oluyoruz. Kısaca, İşsizlik Sigortası Fonu, ana gövdesiyle devletin borçlarını kapatan, arta kalanıyla borsaya likidite pompalayan ve giderleriyle de sermayeye destek ve teşvik dağıtan çok amaçlı bir yapıya dönüştü.
Tez-Koop-İş Sendikası olarak; bu Fon Vurgununa karşı çıktığımız gibi, işçilerin parasının Borsa ve fonlara likidite aracı olarak kullanılmasına da karşı çıkıyoruz.
Tez-Koop-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu




